This nice Blogger theme is compatible with various major web browsers. You can put a little personal info or a welcome message of your blog here. Go to "Edit HTML" tab to change this text.
RSS

5 Aralık 2010 Pazar

Kardeş Kıskançlığı




                                                            KARDEŞ KISKANÇLIĞI

Kıskançlık sevilen birinin başkası ile paylaşılmasına katlanamamaktır. Kıskançlık beklenen ilgi, sevgi ve şefkat eksikliğine karşı geliştirilen bir kızma duygusu, gücenme durumudur. DOĞAL VE EVRENSEL bir duygudur. Kıskançlığın iç-güdüsel olarak genetik kodlarımıza işlendiği iddia edilmektedir. Kıskançlık çocukta daha yoğun yaşanan bir duygu olmakla birlikte yetişkinlik döneminde de varlığını sürdürür. Küçük çocuklarda yeni doğan kardeşi kıskanma, çocuğun ilerleyen yaşamını etkileyecek kadar önemli davranış problemlerine neden olabilir.

                                                                  NEDENLER
Kardeş kıskançlığının temelinde anne babayı bir başkasıyla paylaşamama yatar. Çocuk kardeşinin doğumuna kadar sadece kendine gösterilen ilgi ve sevgiyi kaybetmekten, bu ilgi ve sevgiyi bir başkasıyla paylaşmak zorunda kalmaktan üzüntü duyar. Güvensizlik duyguları, anne babaya kızgınlık ve gücenme yaşar. Çocuk kendini yalnız hissetmemeye başlar.

“Kardeşin gelmesiyle birlikte bu statüyü kaybetme endişesi”Annenin hamileliğinin son dönemlerinde ağırlaşmaya başlamasıyla yorgun ve isteksiz oluşu, çocuğu kucağına almayışı çocuğa sevilmediğini daha kardeşi gelmeden düşündürmeye başlar. Çocuklar arasındaki yaş farkının az oluşu kıskançlığın derecesini artırır. Anne babanın çocuğa karşı tutumlarının farklılaşması ve çocuğun duyduğu kıskançlığın hoş görülmeyişiyle çocuğun kıskançlık, öfke ve üzüntü duyguları daha da artar. Bebeğin bakıma muhtaç oluşunu büyük çocuk anlamakta güçlük çeker, annenin onu daha çok sevdiği için ilgilendiğine inanır. Bebeği görmeye gelen ziyaretçiler çocuğu rahatsız eder, kıskançlığı pekiştirir. Kardeşin cinsiyetine göre de çocuğun duyguları farklılaşabilir. Çocuk erkek, doğan kardeş kız ise anne babanın sırf kız olduğu için sevdiklerini düşünür. Gelen kardeş de erkek ise ikinci bir erkeğe neden gerek duyulduğunu anlamaz. Çocukları birbiriyle rekabet edecekleri bir konuma düşürmek kardeşler arasındaki kıskançlığı artırır.

                                                                 BELİRTİLER
Kardeş kıskançlığı yaşayan çocukta üzüntü, küçük düşme korkusu, can sıkıntısı, öfke, nefret ve intikam alma düşünceleri oluşur. Çocuk kendine acır ve durumdan derin bir üzüntü duyar.
Kardeş kıskançlığı olan çocuklar sürekli sinirli ve sıkıntılı dolaşırlar, isteklerini bağırarak ifade ederler.
Kıskançlık nedeniyle çocukta emekleme, bebek gibi konuşma, biberonla beslenmek isteme, alt ıslatma, tırnak yeme, parmak emme gibi bebekleşme ve gerileme belirtileri görülebilir.
Kardeş düşmanlığından doğan düşmanlık bazen kardeşe değil, anneye yönelir. Çocuk annenin sözünü dinlememeye evde sürekli problem çıkarmaya başlar.
Çeşitli bahanelerle ilgiyi üzerine çekmeye çalışır.
Kardeş kıskançlığıyla birlikte okula giden ya da okula yeni başlayacak çocuklarda okul korkusu görülür. Çocuk kardeşiyle annesini baş başa bırakıp okula gitmek istemez.
Anne, babaya sık sık onu sevip sevmediklerini sorar, sevdiklerinden bir türlü emin olamazlar.
Kendilerine ya da eşyalara yönelik saldırgan davranışta bulunabilirler.
                                                                 
                                                               ÖNERİLER
Çocuk psikolojik olarak, yeni gelecek kardeşin doğumuna hazırlanmalıdır. Aileye yeni bir üyenin katılacağı ve o geldiğinde evde ne gibi değişiklikler olacağı çocuğa uygun bir dille anlatılmalıdır. Bir bebeğin gereksinimlerinin olduğu, ihtiyaçlarının karşılanması için annenin sürekli bebeğin yanında olması gerektiği, aynı durumun o bebekken de yaşandığı anlatılabilir.
Hamilelik döneminde özellikle doğum zamanı anne hastanedeyken çocuk ihmal edilmemelidir. Çocuğun temel ihtiyaçları karşılanmalıdır.
Çocuğun arkadaş ortamlarına girmesi, kardeşini kabullenmesi ve onunla da paylaşmayı öğrenmesine yardımcı olacaktır.
Olumsuz duyguların anlayışla karşılandığını görmek çocuğu rahatlatır. Çocuğa “kardeşini kıskanıyorsun” yerine “kardeşin olduğu için seni eskisi kadar sevmediğimizi düşünebilirsin ama ben seni eskisi kadar seviyorum” demek çocuğu anneye yakınlaştırır, çocuğun kaygılarını azaltır.
Çocukla daha önce yapılan parka gitme, oyun oynama gibi etkinliklerin devam etmesine özen gösterilmelidir.
Kıskanmasın diye bebeği sevdikten sonra çocuğu da sevmek yararlı olmayacaktır. Çocuk bu ilgi ve sevginin yapmacıklığını hisseder.
Çocuğun davranışları bebek yüzünden kısıtlanmamalı, evde eskisi gibi davranmasına izin verilmelidir.
Kardeşler arasında yapılan kıyaslamalar, kardeşler arası ilişkiyi olumsuz etkiler.
Çocuk kıskanmasın diye bebeği aslında istemiyormuş gibi sözler söylemek bebek çok yaramazmış gibi ve sürekli sorun çıkartıyormuş gibi davranmak da doğru değildir.
Çocuklar kardeşlerine ablalık-ağabeylik yapması için zorlanmamalıdır.
Sonuç olarak kardeşler ne kadar birbirini kıskansalar da birbirlerini çok severler. Birbirlerini özler, başkalarına karşı birbirlerini korurlar. Aralarında vazgeçemeyecekleri bir SEVGİ ve BAĞLILIK vardır.

                                                
                               
                              KARDEŞ  KISKANÇLIĞI  YAŞANAN  DURUMLARLA 
                                                       NASIL  BAŞAÇIKILABİLİR?

Kardeşe yönelik olumsuz duyguları reddedip ele almamak yerine, onları kabul edin, tanıyın.Duyguları reddetmek yerine,“Çocuk: Hep bebekle ilgileniyorsun.Anne: Hiç de değil. Daha biraz önce sana kitap okumadım mı?”Duyguları sözcüklerle ifade edin.“Anne: Bebeğe bu kadar çok zaman ayırmam pek hoşuna gitmiyorÇocuk: Hayır hiç hoşuma gitmiyor.”
Çocukların, düşmanca duygularını, simgesel ve yaratıcı yollara kanalize etmelerine yardımcı olun.Bunun yerine,“Anne: Ne yapmaya çalışıyorsun, kardeşinin kolunu kırmak mı istiyorsun? Çok yaramaz bir çocuksun.”Duygularını yaratıcı bir şekilde ifade etmeye özendirin.“ Kız kardeşinin canını yakmak yok! Duygularını bu oyuncak bebekle gösterebilirsin.“
Çocukların dilediklerini, fakat gerçekte varolmayan bir durumu, onlara düş dünyalarında sunun.“Çocuk: Ne zaman ödev yapmaya başlasam, küçük hep bateri çalmaya başlıyor.Anne: Saçmalama!Yerine…Anne: Bu gerçekten can sıkıcı olabilir. Bateri çalmadan önce senin için uygun olup olmadığını sormak isterdin.”
Uygun Olmayan karşılaştırmalardan sakının.“Anne: Bu yaptığın çok iğrenç, bebek bile, bir şey içerken, bu kadar döküp saçmıyor.Yerine…Anne: Gömleğinin önünden azıcık süt damlıyor.”
Çocuklara eşit davranmaya gerek yoktur. Her birine, ayrı ayrı, kendi gereksinim ve kişilik özelliklerine uygun biçimde davranılması gerekir. Eşitlik duygusundan çok adalet duygusu geliştirilmelidir.“Çocuk: Ona benden daha fazla verdin.Anne: Hayır her birinize ikişer dilim kek verdim.”Yerine…“Anne: Sen hala aç mısın?Çocuk: Evet biraz.Anne: Kendini kaç dilim kek yiyecek kadar aç hissediyorsun.-Dikkatinizi hemen sorun çıkarana yöneltmek yerine, zarar gören çocukla ilgilenin.“Çocuk:Hayır!..Dur..Ahhh, beni ısırdı.Anne: Sen ne terbiyesiz bir çocuksun, nasıl kardeşini ısırırsın.Yerine…Anne: Seni ısırdı demek, kıpkırmızı olmuş canın yanıyor olmalı. Gel bakalım buz koyalım. İnsanlar ısırılmaz kızım, ne istediğini sözcüklerle ifade etmeyi öğrenmen gerekiyor.”

Anıl SARAÇ

0 yorum:

Yorum Gönder